ANA MENÜ
Anasayfa
Aile Tarihi
Fermanlar
Konaklarımız
Derneğimiz
Of Şeceresi
Diğer Şecereler
Milletvekillerimiz
Salih Çakıroğlu
Yazılar / Şiirler
İletişim
Arama
Aile Linkleri
Köy Resimleri
e-mail@cakiroglu.net
Köprü Grubu
Ziyaretçi Defteri
Forum
İŞ ARAYANLAR
Üye Girişi
İstatistikler
Üyeler: 394
Haberler: 235
Web Bağlantıları: 16
Ziyaretçiler: 200236
394 registered
0 today
1 this week
1 this month
Last: aşur çakır (cakir55)
Kimler Aktif
Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş ile sohbet
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Monday, 28 December 2009
Köprü Grubu Derneği "Nasıl bir gelecek" konseptiyle düzenlemekte olduğu kahvaltılı sohbet toplantılarına devam ediyor.
27 Aralık 2009 tarihli toplantının konuğu Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş oldu. Hocamız Amerika'nın Irak Macerasını konu alan sohbetiyle dernek üyelerimiz ve dostlarımıza etkileyici bir sunum gerçekleştirdi. Kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.


Sohbetin sonunda Dernek Başkanımız Dr. Selim Temurci, hocamıza, derneğimize vermiş olduğu katkılardan dolayı bir teşekkür plaketi verdi.


Sunum sonunda, sohbete katılan üyelerimize, hocamızın yazmış olduğu "Amerika'nın Irak Macerası" isimli kitabı, derneğimiz tarafından hediye edildi.


 
Prof. Dr. Gülfettin Çelik'le sohbet
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Tuesday, 08 December 2009

“Klasikten Moderne Üretim İlişkileri”

2009 Yılı Etkinlik Programları kapsamında planladığımız “Nasıl Bir Gelecek?” konseptli söyleşi-kahvaltılarımızın kasım ayı kahvaltı programı yapıldı. Bu söyleşilerin Kasım Ayı Başlığı “Nasıl Bir Gelecek? / “Klasik’ten Modern’e Üretim İlişkileri” olarak belirlenmiş ve söyleşi konuğu olarak da Prof. Dr. Gülfettin Çelik davet edilmişti. 22.11.2009 Pazar günü saat:10.00'da Hidiv Kasrında yapılan kahvaltı programında değerli hocamız Roma Döneminden günümüze kadar olan iktisadi yapıları akademik bir bakış açısı ile ele aldı. Günümüz modern batı ekonomik sistemleri ile İslam coğrafyasının ekonomik sistemlerinin karşılaştırmasını yaptı.

Son Güncelleme ( Monday, 28 December 2009 )
Devamını oku...
 
Köprü Grubu İftar Programında
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Thursday, 17 September 2009

KÖPRÜ GRUBU DERNEĞİ YÖNETİM KURULU 2009 İFTAR PROGRAMI 12 EYLÜL 2009 TARİHİNDE MİNYATÜRK'TE GERÇEKLEŞTİRİLDİ.

Dernek Yönetim Kurulu ve diğer davetliler iftar öncesinde Minyatürk'ü gezerek bilgi aldılar. Daha sonra Minyatürk içinde bulunan restoranda iftar programı gerçekleşitirldi.

Son Güncelleme ( Monday, 28 December 2009 )
Devamını oku...
 
Hayat Ve ölüm
Üye Değerlendirme: / 3
Yazar Fazil Hüsnü Cakiroglu   
Wednesday, 27 May 2009
Çiçek açan iğdelerle ıhlamurların tatlı kokusu sabah rüzgârına karışarak fısıldar:

Hayat var oğlum.

Ölüm var oğlum.

Ölümle hayat, iki cam ustası gibi karşılıklı oturup aynı kürenin içine üfleyip dururlar.

Bir kararır kürenin içi, bir rengârenk cıvıldaşır.

Ölüm gelir dokunur, anlarsın ki hayat bir saçmalıktır.

Birden bütün renkler solar, silinir, yok olur.

Kavgalar, kızgınlıklar, öfkeler ateşe tutulmuş incecik bir cam gibi eriyerek biçim değiştirir.

“Ne anlamı var” diye sorarsın.

“Bir anlamı yok aslında”dır bunun cevabı.

Ölümün varlığını hissettiğinde hayat bütün manasından soyunur.

Çıplak ve sıkıcı bir gerçek olur.

Bu kadar kısa bir süre için, evrenin en ücra gezegenlerinden birinde varolan bir canlının ihtirasları, arzuları, istekleri, mücadeleleri, bunlara ölümün üstüne basarak baktığında, küçülür, kurur, anlamsızlaşır.

Ve merak edersin, “biz ölümün varlığını nasıl unutuyoruz?”

İğde çiçeklerinden gelir cevap.

“Bu da hayatın mucizesi.”

Esas mucize budur herhalde.

Ölümün yanında ölümü unutarak yaşayabilmek.

Hayatı sonsuz sanabilmek.

Biteceğini bile bile hiç bitmeyecekmiş gibi yaşayabilmek.

Bu büyük yanılgı, bu büyük aldanma, hayatı güzel ve anlamlı kılan.

Bütün manasını bir aldanmadan alır hayat.

Bunu bilir...

Ve, bunu da unutursun.

Hayat, hep unutturur.

Ölüm, hep hatırlatır.

Unutuşla hatırlayış arasında gerilen bir ipte yürürsün.

Ölüm yokmuş, yaşadığın an sonsuza dek hep aynı biçimiyle sürecekmiş gibi hissedersin bütün duyguları.

Değil bütün bunların bir gün biteceğini, değişeceğini bile, o ânın içinde yaşarken kavrayamazsın.

Ölüme doğru yürürsün.

Yaşamak dedikleri, budur.

Ölüme doğru kısa bir yürüyüş.

Yok olmaya doğru bir seyahat.

Hep bunu unutursun.

Unutmak istersin.

Ölüm gelir hatırlatır.

“Yok olacaksın, her şey anlamsız.”

Hayat gelir unutturur.

 Bir sihirbazın eğlenceli el çabukluğu vardır hayatta.

Sana, “bütün insanlığı” gösterir, hiç bitmeyen, hiç durmayan, sürekli kımıldanan, ilerleyen, varlığı eksilmeyen, bitmeyen o sonsuz akışı gösterir sana.

Öyle büyük, öyle görkemli, öyle güçlü bir akıştır ki bu ve o kadar uzun zamandan beri akmaktadır ki ve öylesine sonsuzdur ki “bitiş” çıkar gider aklından.

İnsanlığın bir parçası, sonsuzluğun bir zerresi olur, yok olacağını aklına bile getirmeden yürürsün.

Sonra ölüm gelir.

O üfler soluğunu cam kürenin içine.

Her şey kararır.

O sonsuz kalabalık kaybolur, tek başına, çaresiz ve güçsüz bir insan kalır karanlığın içinde.

Her şey karanlık ve anlamsızdır o anda.

Bütün duyguları, düşünceleri ve çabalarıyla silinip gidecek olan, yaşadığı her an biraz daha solgunlaşıp eksilen küçücük bir kıpırtı.

Çaresiz bir zavallı.

Birden hayat gösterir kendini.

Uçsuz bucaksız, sonsuz bir kalabalık.

Her eksileni tamamlayan, her bitişle çoğalan muhteşem bir geçit töreni.

Her duygunun, her düşüncenin, her davranışın bir ışığa kavuştuğu görkemli gösteri.

Kendini bir “insan” gibi değil, kendini “insanlık” gibi hissettiğin o muhteşem yanılgı, o tuhaf gerçek.

Yanılgıyla gerçeği “aynı şey” yapabilmektir hayatın unutturan mucizesi.

Ve, hem bir insan gibi...

Hem de insanlık gibi yaşarsın.

Yaptığın her şey, parçası olduğun sonsuz akışa bir şeyler katar, çoğaltır, büyütür, renklendirir.

Kimi kalabalığın üstüne avuç avuç yıldız tozları serpiştirir, kimi minnacık bir damla bırakır.

Ama herkesten bir küçük işaret kalır.

Kimi görünür, kimi görünmez.

Hepsine yer vardır hayatın içinde.

Daha fazla bırakanlar daha fazla hatırlanır.

Ölüm bütün bunları kenara itip sana “bir insan” olduğunu hatırlatsa da...

Hayat gelip “insanlığı” gösterir, “yürü” der, “ her şeyin anlamsız olduğunu unutarak yürüyecek mucizeyi içinde taşıyorsun.”

Yürürsün.

Ölenler için duyduğun keder, seninle birlikte katılır o kalabalığa.
 
Öylesine
Üye Değerlendirme: / 1
Yazar Administrator   
Thursday, 16 April 2009

Öylesine

Korku dilsiz öfke sağırken,
Çekip gitmek var öylesine.
Herşeyi bırakıp,
Uzun bir çarşafa dolanıp.
Yaşanmışlıkları yok sayan
Uzaklıklara inat.
Öylesine gitmek
Avaz avaz yada dilsiz lal.
Bükemediğin demiri,
Tutamadığın eli,
Öpemediğin bebeği,
Eğdim sayıp.
Tuttum sayıp.
Öptüm sayıp.
Çekip gitmek öylesine
Bağıra bağıra avaz avaz
Uzun bir çarsafa dolanıp
Apansiz yola alıp,
Çekip gitmek var ölesiye.
Avaz avaz yada dilsiz lal.

Fazıl Hüsnü Çakıroğlu

Son Güncelleme ( Thursday, 16 April 2009 )
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 8 Toplam: 15
GÜNLÜK HABERLER
TRABZON HAVA DURUMU
TRABZON
ISTANBUL HAVA DURUMU
ISTANBUL
TÜM ŞEHİRLERİMİZ
Döviz Bilgileri