ANA MENÜ
Anasayfa
Aile Tarihi
Fermanlar
Konaklarımız
Derneğimiz
Of Şeceresi
Diğer Şecereler
Milletvekillerimiz
Salih Çakıroğlu
Yazılar / Şiirler
İletişim
Arama
Aile Linkleri
Köy Resimleri
e-mail@cakiroglu.net
Köprü Grubu
Ziyaretçi Defteri
Forum
Üye Girişi
Şablon Seçici
ff_ge_portal
İstatistikler
Üyeler: 448
Haberler: 257
Web Bağlantıları: 16
Ziyaretçiler: 409657
448 registered
0 today
0 this week
0 this month
Last: Ozcan Ziya Birinci (Maila)
Kimler Aktif
Doğumdan sonra hayat var mı?
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Thursday, 02 February 2012
Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri her şeyden habersizmiş. Haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya başlamış. Bu arada, etraflarında olup biteni fark etmeye başlamışlar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış.

Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış: "Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? Hayat ne güzel şey be kardeşim!"
"Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyulmuşlar. Öyle ya, hayatın kaynağı neymiş?

İste bunu araştırırken, karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıkmış. Bu kordon sayesinde, hiçbir zahmet çekmeden,güven içinde beslenip büyütüldüklerini tespit etmişler.
"Annemizin şefkati ne kadar büyük! Bize bu kordonla ihtiyacımız olan her şeyi gönderiyor."

Artık aylar birbiri ardınca geçiyor, ikizler hızla büyüyor, diğer bir deyişle "yolun sonuna" yaklaşıyor- muş. Bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken, bir gün gelip bu güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başlamışlar. Dokuzuncu aya yaklaştıklarında, bu işaretleri daha kuvvetli hissetmeye başlamışlar.
Durumdan telaşlanan ikizlerden birisi diğerine sormuş: "Neler oluyor? Bütün bunların anlamı nedir?

Öteki daha sakin ve aklı başındaymış. Üstelik, bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş bir âlemi arzuluyormuş. O cevap vermiş: "Bütün bunlar, bu dünyada daha fazla kalamayacağız anlamına geliyor."
Ve eklemiş: "Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz. "

"Ama ben gitmek istemiyorum" diye haykırmış kardeşi. "Hep burada kalmak istiyorum."
"Elimizden gelen bir şey yok. Hem, belki doğumdan sonra hayat vardır."

"Bize hayat veren o kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ki?" diye cevaplamış öteki. "Bize hayat veren kordon kesilirse nasıl hayatta kalabiliriz, söyler misin bana? Hem, bak bizden önce başkaları da buraya gelmiş ve sonra da gitmişler. Hiçbirisi geri gelmemiş ki bize doğumdan sonra hayat olduğunu söylesin. Hayır, bu her şeyin sonu olacak.
Bütün bunları söyledikten sonra eklemiş: "Hem, belki de anne diye bir şey de yok!"

"Olmak zorunda"" diye itiraz etmiş kardeşi. "Buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz, nasıl hayatta kalabiliriz ki?"
"Sen hiç anneni gördün mü? diye üstelemiş öteki. "O belki de sadece zihinlerimizde var. Bir annemiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belki de biz uydurduk."
Böylece, anne rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçmiş. Sonunda doğum anı gelmiş çatmış.

İkizler dünyalarını terk ettiklerinde gözlerini başka bir dünyaya açmışlar ve sevinçten ağlamaya başlamışlar. Çünkü gördükleri manzara hayallerinin bile ötesindeymiş.
(Anthony de Mello)
 
Güzel bir kıssa
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Friday, 27 January 2012

Adamın biri Hz. İsa’ya “Sana yoldaş olabilir miyim” diye teklifte bulunur. Teklifin kabul edilmesi üzerine beraber yola koyulurlar. Bir nehir kenarına varınca yemek molası için otururlar. Yanlarında üç çörek vardır. İkisini yerler, biri artar. Bu arada Hz. İsa nehre su içmeye gider. Döndüğünde üçüncü çöreği bulamaz. Adama “Çöreği kim aldı?” diye sorar. Adam “Bilmiyorum” diye cevap verir.

Tekrar yola düşerler. Yolda iki yavrulu bir geyik görürler. Hz. İsa yavrulardan birini çağırır, keser, etinin bir kısmını kızartarak yerler. Yemekten sonra Hz. İsa geyik yavrusunun kalıntılarına “Allah’ın izniyle canlanıp kalk” der, yavru derhal canlanıp kalkarak oradan uzaklaşıverir.

Bu olay üzerine Hz. İsa yoldaşına sorar: “Sana az önceki mucizeyi gösteren Allah için söyle, üçüncü çöreği kim aldı?” Adam yine “Bilmiyorum” diye cevap verir.

Bir müddet sonra bir göle varırlar, Hz. İsa adamın elinden tutar, su üstünde yürüyerek karşıya geçerler. Gölü aşınca Hz. İsa “Sana az önceki mucizeyi gösteren Allah hakkı için soruyorum: Üçüncü çöreği kim aldı?” der. Adamın cevabı değişmez: “Bilmiyorum.”

Yolları bir çöle düşer; otururlar. Hz. İsa bir yere kum ve toprak yığar “Allah’ın izniyle altın ol” der, yığın altına dönüşür. Hz. İsa altını üçe bölerek adama “Üçte biri benim, üçte biri senin, üçte biri de çöreği alanın” deyince, adam “Çöreği alan bendim!” diye gerçeği heyecanla itiraf eder.

Bunun üzerine Hz. İsa “Altının hepsi senin olsun” diyerek adamı terk eder.

Adam altının başında dururken yanına iki haydut gelir. Onu tehdit ederek altını almak isterler. Adam: “Altınları üçe bölebiliriz.” der. Adamın teklifi kabul edilir. İçlerinden birini, yiyecek almak üzere şehre gönderirler.

Şehre giden adam, yolda “Niye altını onlarla bölüşeyim, alacağım yiyeceğe zehir katar onları öldürürüm, böylece altının hepsi bana kalır” diye düşünür ve yemeğe zehir katıp döner.

Altının yanında kalanlar da “Niye ona altının üçte birini verelim, dönünce onu öldürür, altını ikimiz paylaşırız” diye konuşup anlaşırlar. Adam dönünce onu öldürürler, fakat zehirli yemeği yiyince de can verirler; böylece altın çöl ortasında, üç cesedin arasında sahipsiz kalır.

Daha sonra yolu olay yerinden geçen Hz. İsa, durumu görünce yanındakilere “İşte dünya budur, ondan sakının” der.

Son Güncelleme ( Friday, 27 January 2012 )
 
Prof.Dr. Nazif Gürdoğan'ın Yenişafak Gazetesindeki Yazısı
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Sunday, 15 January 2012
Nazif Gürdoğan
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
11 Ocak 2012 Çarşamba
Kolay kazanılan kazanç kimseye fayda vermez

Dünyadaki bütün yoksullukların kaynağı, kültürel yoksulluktur. Dünyanın neresinde olursa olsun, kültürel yoksulluk, her toplumda kapalı bir yapı oluşturur. Toplum kapalı yapıdan açık yapıya geçemediği için, kültürel yoksulluğun üstesinden gelemez. Kültürel yoksulluğun kapıları kapatılamadığından, toplumun üretici gücü büyütülemez. Üretim gücünü büyütemeyen bir toplum, hiç bir alanda ekonomik başarının kapılarını açamaz.

*

Tarihin her döneminde yoksulluğun kapalı yapısını, kolay kazanç peşinde koşanlar değil, alınlarında biriken terin karşılığından daha fazlasına özenmeyenler kırmıştır. Tarih boyunca açıkca görüldüğü gibi, kolay kazanılan kazançlar, en çabuk kaybedilen kazançlardır. Nasreddin Hoca'nın çok bilinen fıkrasında vurgulandığı gibi: "Sudan kazanılan zenginlikler, su baskınlarındaki sellerde kaybedilirler."

*

Hafta sonunda Reis Makina'nın başarılı üst düzey yöneticilerinden Dr. Selim Temurci ve yardımcıları Yavuz Kurt, Salih Çakıroğlu ve Hasan Uysal'ın öncülüğünde Köprü Grubu Derneği'nin geleneksel hale getirdiği toplantıda "Üreten El Olmanın Ulusal ve Uluslararası Boyutları"nı tartıştık. Üyelerine zengin bir adres ve telefon defteri sağlayan Dernek, altmış kişilik yönetim kuruluyla, "'geçmişten geleceğe köprü" kurarak, Türkiye'nin kültürel zenginliğine yeni açılımlar kazandırıyor.

Devamını oku...
 
Prof.Dr. Ersin Nazif Gürdoğan ile sohbet 1
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Sunday, 08 January 2012

Köprü Grubu Derneği olarak 08 Ocak 2012 Pazar günü Saat : 10.00'da Hidiv Kasrı'nda "Türkiye'de Girişimcilik ve Girişim Kültürü" konulu kahvaltılı sohbet programı düzenledik.
Sohbetin açılış konuşmasını Dernek Başkanımız Dr. Selim Temurci yaptı.


Türkiye'de Girişimcilik ve Girişim Kültürü konulu kahvaltılı sohbet programımızın sohbet konuğu Maltepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dekanı Prof.Dr. Ersin Nazif Gürdoğan'dı.
Kendisine derneğimize ve misafirlerimize vermiş olduğu değerli bilgiler sebebiyle teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Son Güncelleme ( Sunday, 08 January 2012 )
Devamını oku...
 
Fatih'in Gayesi
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Administrator   
Friday, 02 December 2011
Hayatım boyunca Allah'ın emirlerinden dışarı çıkmadım. Allah'ın rızasını

kazanmak için uğraştım. Tek gayem bu idi. (Fatih Sultan Mehmet)

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 8 Toplam: 52
Gezdiğim Yerler
GÜNLÜK HABERLER
Sohbet Alanı
TRABZON HAVA DURUMU
TRABZON
ISTANBUL HAVA DURUMU
ISTANBUL
TÜM ŞEHİRLERİMİZ
Döviz Bilgileri