Son Dakika Haberleri
Anasayfa » Haberler » Patlamaların arkasında ne var.

Patlamaların arkasında ne var.

Ankara’daki saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum.

Ülkemiz yıllardır son derece ciddi terör saldırılarıyla karşı karşıyadır. Özellikle bir ay içinde ülkemizin başkentinin en merkezi noktalarında iki patlama meydana gelmesi bunun en acı örnekleridir.

Dünyada zaman zaman farklı ülkelerin büyük şehirlerinde de meydana gelen benzer olayların bizim ülkemizde çok daha sık meydana gelmesinin sebebi nedir sizce?

Çevremizdeki bütün terör örgütlerinin ülkemize karşı birleşme kararı almasının altında ne yatıyor acaba?

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “Devletimiz, her türlü terör tehdidi karşısında, meşru müdafaa hakkını kullanmaktan asla vazgeçmeyecektir.” demesinin sizce bu olaylarla bağlantısı olabilir mi?

Bazı analizleri basite indirgemek, sorunu karmaşık olmaktan çıkarıp kolaylaştırıyor, bizde bu yaklaşıma göre konuyu değerlendireceğiz.

Recep Tayyip Erdoğan yıllar önce bugünün Cumhurbaşkanı o günlerin Başbakanı olarak “Dünya Beşten Büyüktür” diyerek dünya milletlerine çok önemli bir sinyal göndermişti. Bu sinyal tüm dünyada müthiş bir yankılanma yapmıştı. Ne demek dünya beşten büyüktür.

“1945’te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür” şeklinde tanımlanıyor Birleşmiş Milletler Örgütü ve o örgütün yapısına ilişkin çok önemli bir değerlendirmedir Dünyanın Beşten büyüklüğü.

Bu örgütün tanımlamasına biraz daha değinelim “Güvenlik Konseyi on beş ülkeden oluşmakta olup, bu üyelerden beşi daimi üye statüsündedir ve mutlak veto yetkisine sahiptir. Bu ülkeler ABD, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, Birleşik Krallık ve Fransa‘dır. Güvenlik Konseyinin karar alabilmesi için 9/15 oranı gerekli olup, daimi üyelerden herhangi birisinin aksi yönde oy kullanmaması gereklidir. BM içtihatlarına göre Güvenlik Konseyi karar alırken veto yetkisine sahip üyelerden biri veya birkaçının oylamaya katılmaması bu üyelerin kararı veto ettiği anlamına gelmemektedir. Ayrıca daimi üyelerin çekimser kalmaları da aynı sonucu vermektedir.” Bu bilgilere wikipediadan ulaşabilirsiniz. https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler

Bu örgütün 5 daimi üyesinin onaylamadığı hiçbir kararın dünya üzerinde geçerli olmadığı manasını taşıyor, yani ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa isimli ülkelerden herhangi biri diğer ülkelerin tamamından daha etkili olmuş oluyor. Bir ülkede problem mi var, müdahale mi gerektiriyor? İşte bu durumda bu beş ülkeden biri, bu müdahaleye karşı çıkarsa düzeltici müdahale yapılamıyor. Bizim oralarda bir tabir var “Dünya yansa bir bağ otluğu yanmaz” diye, yani dünyanın on-yirmi vs. yerinde olay olsa (savaş, yangın, felaket ) ve bu olay olan ülkelerden herhangi biri, bu olaylarla ilgili düzen sağlamak için kurulmuş Birleşmiş milletler örgütüne çözüm için gelse, Birleşmiş milletlerin 5 daimi üyesinden birinin karşı çıkması durumunda o ülkelerin uğradığı felaketlerin dünya için hiçbir önemi kalmıyor. Yani anlayacağınız, bu ülkeler veya bu milletler için kendilerine ucu dokunmadığı sürece dünya yansa, kendilerinin umurunda bile olmuyor.

Böyle adaletsiz bir düzene karşı söz söylenmesi ise, yıllardır kimsenin harcı değil, kimse bu düzeni sorgulamadı, hatta sorgulayamadı bile. Ta ki, Recep Tayyip Erdoğan “dünya beşten büyüktür” diyene kadar. İşte bu cümle dünya ülkelerinde belki çok kısa sürede beklenen etkiyi göstermedi ama 5 daimi üye ülkenin işine gelen dünya düzeninin sorgulanabilirliğini ortaya koyması açısından dünya için bir milat idi.

Bu milat sözlerin arkasından, İslam dünyasının birliği ve beraberliği için Arap Liderlerin olduğu toplantıda “Biz sünnicilik yapamayız, biz şiacılık yapamayız” diyerek İslam ülkeleri arasında olan özellikle mezhebi ayrılıkların önüne geçmek için harekete geçti, Bence bu sebeplerle İran’a özellikle Nükleer Enerji ve santraller hususunda destek verdi.

Ülkemizin çok büyük payının olduğu bir yapılanma da, İslam ülkelerinin birlikte hareket edebilirliğini sağlamak için Otuzdört İslam devletinden oluşan bir askeri birliğin oluşturulmasının sağlanması oldu. Müslüman ülkeler ilk defa askeri alanda bu kadar büyük ölçekli bir araya gelebildiler. Sadece bu olay bile dünyanın bize olan bakışının olumsuz yönde değişmesi için yeterlidir. Çünkü bu birliğin devam etmesi ortadoğudaki tüm güç dengelerini Ülkemiz ve İslam dünyası lehine değiştirecektir.

Bunların yanında, birde ülkemizde son yıllarda özellikle askeri alanda gerçekleştirilen milli projelerle birlikte gerçekleştirilen, İnsansız hava araçları, Gemiler, Tanklar, Milli Helikopter, Füze sistemleri, Radar körleyici yada Sinyal bozucu cihazlar ve daha pek çok yerli silahların üretilmiş olması da, dünya için bizim nereye gittiğimizi sorgulama gereğini beraberinde getirdi.

Tüm bu gelişmeler batı ülkelerinde, Ülkemizin öyle veya böyle durdurulması veya önüne geçilmesi gerektiği algısını oluşturdu.

Ülkemizde ve çevremizde bir ateş çemberi oluşturuldu, içerden bombalarla sarsılıyoruz, dışardan ise çoğu insanın aklına gelmeyecek şekilde Amerika ve Rusya’nın birlikte hareket edebildiği bir Suriye iç savaşı ile çevreleniyoruz. Bu bombalar biraz da kendi işine bak, ortadoğuya çok karışma, buraları yıllar önce biz dizayn ettik, şimdi yeniden dizayn edeceğiz ve sen buna karışma demek içindir.

Aynı zamanda savaşın içine çekilerek zayıflatılmaya, gelişimimiz durdurulmaya çalışılıyor. Ortadoğuda ve bölgesinde lider ve güçlü bir ülke olmak yolunda hızla ilerleyen ülkemizin önüne badireler konularak engellenmeye çalışılıyor.

Görüldüğü gibi bir yandan kalkınma ve askeri gelişmemizi tamamlarken bir yandan İslam ülkelerinin birleşmesine çok büyük katkılar sunuyoruz, ortadoğuda tüm dengeleri değiştirebilecek askeri ve politik hareketlerin içine girmiş durumdayız. Böyle bir ülkenin batı algısında tehdit olarak alınması pek tabiidir. Birliğimiz içerden ve dışardan her türlü silahla, bombayla sarsılmaya çalışılsa da, Bizler millet olarak askeri ve ekonomik gelişmeye, çevremize duyarlı olmaya, insanlık adına insanlığa yakışır şekilde hareket etmeye devam etmeliyiz.

Salih ÇAKIROĞLU

14/03/2016